/>

Gamalı Baykuş

Hayatımın kadınıyla mutlu mesut yaşıyorum. Yazdıklarıma tahammül etmeme gerek kalmadı. Sağlıcakla.

Q: Merak ediyorum. Bir adam bir kadın için değişirse, sevemez sanılan adam bir anda hassaslık abidesine dönüşürse. Her gün beş dakika görebilmek için her şeyi bırakıp kadına giderse, hayalleriyle uzun yıllar birlikte yaşayacakmış gibi şekillendirirse hayatını ve sarılırken kahakaha atarsa sebebpsiz.. niye gider? üstelik konuşmadan. Zayıf görünmek istemediğini öne sürüp, uzun net bir sebep belirtmeyen mesajlarla...
Asked by: Anonymous

Bir kaç ihtimal olabilir diye düşünüyorum. Birincisi değişimden sonra gelen hassaslığı yüzünden senin kaçırdığın bir şeylerle bu değişimi geçirdiğinden ötürü hayal kırıklığına uğramış olması ki bu tek başına böyle bir sona gidemez diye düşünüyorum. Bu hayal kırıklığını uzun süre içinde biriktirip en sonunda bundan yorulmuş olabilir.

Yapmış olduğu bir hatadan dolayı utanıp bunu sana zayıf görünmek istemediğini söyleyerek saklanıp kaçıyor olabilir ki bu da bana göre dünyanın en saçma durumu olmalı. Hatalar çözülemez değildir, İnsanlar hatalarını telafi edebiliyorlar bir şekilde. Kendi içine çöküp gitmenin anlamı yok benim gözümde.

Söylemek istemesem de geçirdiği değişim beklediği gibi sonsuza kadar sürmemiş, kendi içinde öldürmüştür güzel olabilecek her şeyi. Eğer böyle bir durumsa senin de bunun üzerinde düşünmen anlamsız. Fazlasıyla acı olarak geri dönecektir muhtemelen ona bu hareketi.

Bir de sevginin artık bitmiş olma ihtimalini göz önünde bulundurmak gerek. Sonsuza kadar sürecek diye düşünmek tek başına geçerli değil dünya üzerinde.

En önemlisi de anonim. Bunu dışarıdan birinin bilmesi imkansız. Bu sorunun cevabı geçen bir konuşma ya da bakışta saklı olabilir. Bir diğer şekilde de karşındaki insanın içinde saklıdır, çoğu zaman da anahtarı senin elinde olan bir gizliliğin içinde. 

Kendine dikkat et.

Gibi.

Sol eliniz yazı yazmak ve diğer işler için daha iyi gelmiştir başlangıçta, sonra biri sizi sağ elle yazmaya alıştırır. İşlerinizin yarısını sol elle, yarısını sağ elle yapmaya başlarsınız. Hangisi daha gelişmiş bilemezsiniz, yaptığınız işler de seçimler gibi yarım yamalak olur ya hani… Onun gibi.

Not.

İsrailin en askeri alanında kollarımı açıp Filistinli olduğumu haykırmak istiyorum.

Yol için bir kaç müzik bırakabilir misiniz?

Not.

Bir kaç güne eve döneceğim sanırım, bu da demek oluyor ki aktif bir internet erişimim olmayacak. Her ne kadar son zamanlarda fazla bir şey yazmamış olsam da önümüzdeki bir iki aylık süreçte hiç yazamayabilirim. Haber vermek istedim. Şimdiden sağlıcakla…

Durum.

Aynı anda hem vantilatör, hem de arkadaşımın laptop fanı bana dönük. Bir sıcak bir soğuk esiyor ne hissedeceğimi şaşırmış durumdayım. Bildiğin araf burası.

Prof.

Yıllarca tanrının varlığını kendi benliğimde sorguladığım sırada, tanrının bu durumu profesyonelliğe yansıtmayacağını düşünmüştüm. En nihayetinde yazılı tüm kitaplarda sorgulayarak bulunanın ya da bulunamayanın daha makbul olduğu söyleniyordu.

Şimdi düşündükçe tanrının çok da profesyonelliğe yaraşır hareketlerde bulunmadığını görüyorum. Sevdiklerim ve benim başıma gelenlerden ziyade dünyanın geri kalanında da bu durum sabit. 

Tam ısınacak olduğum sıralarda yeniden tüm inanışların kutup noktasında buluyorum kendimi.

Selametle.

Not.

Uzadıkça kızıllaşan sakalları ne yapacağız? Kızılsakal olup çıktım en sonunda.

Not.

İnsanları severim, hepsini severim genel olarak. Kimseye karşı bir önyargı gütmemeye çalışırım. Tabi senin sormadığın sorulara çarşaf çarşaf cevap verenler dışında.

Bana ne ulan diyoruz biz içimizden. Hani samimiyetimiz yok ya bizim. Hani senin hayatınla alakalı ilgili durmuyorum ya ben… Ne bileyim. Bir başka yöne doğru yürüsen de biz bir rahat etsek.

Şimdi.

http://www.youtube.com/watch?v=4RgQ-JDiOic

Hiç geçmişi olmayan bir gün düşünün, tek bir saniyeyi bile geride bırakmak istemeden hepsini bir “şimdi”ye sığdırdığınızı… Elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışarak, en iyisi olmaya çalışarak, varınızı yoğunuzu ortaya dökerek, dünyanın diğer ucunda dahi olsanız hissedebileceğiniz bir “şimdi” yarattığınızı düşünün.

Ardınızda güzel anlar biriktirerek size ait bir canlı müze yaratıyorsunuz. Fiziksel hiçbir ağırlığa sahip olmayan bu müzede, hafızanızın diğer tüm işleri bırakarak canlı tutmaktan bir an bile gocunmadığı yerde istediğiniz zaman gezinebileceğiniz bir “şimdi”. 

Bir insan ömrünün bir güne sığdırılabileceğini kanıtlıyorsunuz. Anlarınızı toparlayarak, hayatınızı birleştirerek, yıllardır adı aşkla anılan kelebeğin kendisini anlayarak. Hatta daha da fazlası, onun bir günlük ömrü olarak. Bir ömrün değerinin, içine sığdırdıkların olduğunu anlayarak.

Hayatın değerini tekrar anlıyorsunuz. “Şimdi” ye bir an daha eklemek için, hayatınızı daha değerli kılabilmek için uzatıyorsunuz tüm günleri. Hepsini tek tek müzenize ekliyor ve her geçen an içinde gezinmekten daha fazla zevk alıyorsunuz.

Tam da karanlığın ortasında, bir daha güneşi göremeyecekmiş gibi hissederken çıkıp gelen bir kadın tüm hayatınızı bir “şimdi” de toplamaya başlıyor. Siz ne olduğunu anlayana kadar kendinizi her saniye büyüyen bir “şimdi” nin içinde sınırı olmayan bir mutluluğun içinde buluyorsunuz. Hızlıca akıp giden zamanın, yarattığınız  müzenin içindeki gezintilerinizin ardından takvime bakıp “Tam bir yıl oldu bugün” diyorsunuz. 

Öylesine hızlı, öylesine huzurlu gecen zamanın nasıl bir yılı daha doldurduğunu düşünürken, “şimdi”nize bir sarılmak daha ekliyorsunuz. Kadınınızın o huzur veren sesi kulaklarınızdayken…